Avukat Müge Büke - LOGO

Eşe “Seni Sevmiyorum” Demek Boşanma Sebebi Midir?

Avukat Müge Büke - İstanbul Hukuki Danışmanlık > Makaleler > Genel > Eşe “Seni Sevmiyorum” Demek Boşanma Sebebi Midir?


Dolandırıcılık Uyarısı: 0533 455 6233 telefon numarası haricinde sizinle iletişime geçen kötü niyetli kişilere karşı dikkatli olun!

Müge Büke ismini ve fotoğrafını taklit eden dolandırıcılar, sizden para veya başka bir şey talep ediyorsa itibar etmeyin..





Yargıtay 2. Hukuk Dairesi emsal niteliğinde bir karar vererek eşe diğer eş tarafından “seni sevmiyorum” denmesini, üçüncü kişilere karşı eşi küçük düşürücü ifadeler kullanılmasını da göz dikkate alarak boşanma sebebi kabul etmiştir. Eşe “seni sevmiyorum” demek tek başına boşanma sebebi midir? Yargıtay 2. Hukuk Dairesi güncel bir kararından eşe “seni sevmiyorum” demeyi kusurlu davranış olarak kabul etmiştir. Ancak “seni sevmiyorum” demekle birlikte, eşine başkalarına eşini kastederek  “Ben çocuk avutuyorum, biz çocuğa bakıyoruz” diyen eşin kusurlu olduğu kabul edilmiştir. Bu durumda yalnızca eşine “seni sevmiyorum” demek başlı başına bir boşanma sebebi sayılabilecek midir? Yoksa başkalarının yanında eşi küçük düşürücü, onun onurunu kırıcı şekilde konuşulması da mı gerekmektedir?

Eşe “Seni Sevmiyorum” Demek Evlilik Birliğini Temelinden Sarsar mı?

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin 1. fıkrasında şu şekilde düzenlenmiştir : ” Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.” Kanunda yer verilen düzenleme gereğince evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayanarak boşanma davasının açılabilmesi için ortak hayatın sürdürülemez bir hal alması gerekmektedir.

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayanarak boşanma kararı verilmesi genel boşanma sebeplerine dayanılması anlamına gelmektedir. Boşanma sebepleri özel boşanma sebepleri ve genel boşanma sebepleri olarak ikiye ayrıldığından, aşağıda sayılan özel boşanma sebepleri dışında kalan nedenlere dayalı olarak TMK m.166/1 gereğince boşanma davası açmak mümkün olabilecektir:

Geri kalan sebepler ise genel boşanma sebepleri olup, ortak hayatı sürdürmenin eşlerden beklenemeyeceği derecede evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına bağlı olarak boşanma davasının açılabilmesi söz konusu olabilecektir. Bu durumda eşe “seni sevmiyorum” yukarıda özel boşanma sebepleri olarak sayılan sebepler arasında yer almadığından, genel boşanma sebebi kapsamında evliliği temelinden sarsan bir sebep olarak değerlendirilebilecek midir? Eşlerin ortak hayatı, aile düzenleri yolunda giderken başlı başına “seni sevmiyorum” dendi diye evlilik birliğinin temelinden sarsıldığından ve artık eşlerin ortak hayatı sürdürmelerinin imkansız bir hal aldığından bahsetmek pekte mümkün görünmemektedir. Tabi ki de hem somut olaya, evlilik birliğinde ki eşler arası duygusal bağa göre bu durum değişkenlik gösterecek olmakla birlikte, eşlerden birinin diğerine yalnızca “seni sevmiyorum” demesinin evlilik birliğini temelinden sarsıp sarsamayacağı özel olarak o evlilik birliği bakımından değerlendirilmelidir.

Eşi Kastederek Başkalarının Yanında “Ben çocuk avutuyorum, biz çocuğa bakıyoruz” Diyen Eşin Durumu Hukuken Ne Anlama Gelmektedir?

Eşlerin birbirlerine karşı aile hukukundan kaynaklı bir takım yükümlülükleri vardır. Bu yükümlülüklerden sadakat gibi temel olanların ihlal edilmesi halin özel boşanma sebebi olarak ve somut olaydaki koşullarda göz önünde bulundurularak, özel boşanma sebebi olarak zina boşanma sebebine dayanılabileceği gibi, genel boşanma sebebi olarak evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenide de dayanılabilecektir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin güncel kararı ışığında eşin diğer eşi kastederek başkalarının yanında “ben çocuk avutuyorum, biz çocuğa bakıyoruz.” şeklinde ifade de bulunmasını acaba genel boşanma sebebi olarak değerlendirip evlilik birliğini temelinden sarstığından mı bahsedilecektir yoksa; TMK m.162’de düzenlenen onur kırıcı davranış olarak değerlendirmek mümkün müdür? Eşlerden birinin diğerinin onurunu kırıcı şekilde davranması, şerefine ve haysiyetine zarar verecek şekilde ifadeler kullanması onur kırıcı davranış olarak değerlendirilebilecektir. Özellikle de eşin diğer eş tarafından üçüncü kişilerin önünde aşağılanması, rencide edilmesi gibi hallerde de mağduriyet yaşayan eşin onurunun ve gururunun kırılacağı açıkça ortadadır. Bu gibi hallerde kanun ağır derecede onur kırıcı davranışı TMK m.162 aracılığıyla özel bir boşanma nedeni olarak düzenlemiştir.

TMK m.162 : “Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir…”

Eşlerden birinin diğer eşe “seni sevmiyorum” demesi de başlı başına onur kırıcı bir davranış olabilme ihtimalini üzerinde taşıdığı gibi özellikle üçüncü kişilere eş kastederek “ben çocuk avutuyorum, biz çocuğa bakıyoruz” demiş olması da (yine her somut olay özelinde ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği gibi) hem TMK m.162 çerçevesinde özel boşanma sebebi olan onur kırıcı davranış kapsamında değerlendirilebileceği gibi, TMK m.166 çerçevesinde de genel boşanma sebebine dayalı olarak evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedeni ile bizleri karşı karşıya bırakabilecektir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin emsal teşkil eden bu kararı uyarınca eşlerin birbirlerine karşı “seni sevmiyorum” demesi TMK m.166 kapsamında evlilik birliğini temelinden sarsan bir ifade olarak değerlendirilebilecektir. Bunun yanı sıra eşlerin özellikle üçüncü kişilerin önünde birbirlerine karşı onur kırıcı beyanlarda bulunması / fiziksel eylemler de bulunması da hem onur kırıcı davranışın koşullarını sağlayabileceği gibi, eşler için ortak hayatın çekilmez bir hal almasına da sebep olabilecektir.