Günümüzde kadınlar da erkekler de iş hayatında aktif olarak rol almaktadır. Hal böyle olunca kadınların da erkekler gibi ev işlerine vakit ayırması zorlaşmaktadır. Ancak Yargıtay uygulaması ışığında bu durum boşanma nedeni olarak değerlendirilmektedir.
Türk Medeni Kanunu’nun 185. Maddesi uyarınca: “Evlenmeyle eşler arasında evlilik birliği kurulmuş olur. Eşler, bu birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak ve çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlüdürler. Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar.” Anılan kanun hükmünden de açıkça anlaşılabileceği üzere evlilik birliğinin kurulması itibariyle hem mutluluğun eşler bakımından sağlanmasında hem de müşterek çocuğun bakımına ilişkin hususlarda her iki eşte sorumludur. İlgili maddenin son cümlesinden de açıkça anlaşılabileceği üzere, eşlerin birbirlerine yardımcı olma sorumlulukları söz konusudur.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın Çalışma Hakkı ve Ödevi başlıklı 49. Maddesi açıkça: “ Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir. Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.” Anılan maddeden de anlaşılacağı üzere çalışmak herkesin hakkı ve ödevidir. Kadın ve erkek açısından hiçbir ayrım gözetilmeden ilgili düzenleme yapılmıştır. Bu durumda, iş hayatında ortak hak ve ödevlere sahip eşler arasında ev işlerine ilişkin görevlerinde ayrım gözeterek yapılmasının tartışmalara yer açacağı kanaatindeyiz.
Ancak bu husus Yargıtay uygulamaları çerçevesinde değerlendirildiğinde, evin temizliğine ilişkin hususlarla ilgilenmemek boşanma nedeni sayılacaktır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 9359-16104 şeklinde anılan kararında :”…Kadının ev işlerini yapmadığı, temizliğe dikkat etmediği, çamaşırları yemek tenceresinde kaynattığı, doğum halinde vücudunun bozulacağını ifade ettiği anlaşılmaktadır. Kadının bu davranışları sebebiyle de taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik meydana gelmiştir.” Anılan Yargıtay Kararı’nda açıkça düzenlendiği üzere, kadının ev işlerine gerekli özeni göstermemesi hali ortak hayatı temelinden sarsacak ve evlilik birliğinin devamına imkan vermeyecek bir durum niteliğindedir.
Türk Medeni Kanunu’nun 185. Maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 49. Maddesi birbirlerine paralel düzenlemeler niteliğindeyse de Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin anılan kararında ev işlerinin sorumluluğu ağırlıklı olarak kadın olan eşe yüklenmiştir. Değerlendirme yapılırken, somut olaya göre yani eşlerin her ikisinin de iş hayatında aktif şekilde çalışıp çalışmamasının da dikkate alınarak bu hususun değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyiz.