Yargıtay 2. Hukuk Dairesi emsal niteliğinde bir karar verdi. Bu karar uyarınca kazandığı parayı kendisine harcaya kadın eş kusurlu bulundu. Bu karar uyarınca, eşlerden her ikisinin de kendi ekonomik gelirleri doğrultusunda aile birliğinin gerekliliklerini yerine getirmek için sorumluluk altında olduğu hatırlanmış oldu.
Çalışmayan Kadın Eş Ev Giderlerine Katılmak Zorunda Mı?
Yargıtay’ın güncel kararı çerçevesinde bazı sorular ile karşı karşıya kalındı. Bunlardan bir tanesi çalışmayan, müşterek çocukların bakımı ile birebir ilgilenen veya aile birliğinin ev ile alakalı yemek, ütü, çamaşır gibi sorumlulukları ile şahsen ilgilenen kadın eşlere yönelik oldu. Maddi gelir elde etmeyen kadın eşin ilgili karar ışığında bir sorumluluğu söz konusu olacak mıdır?
Türk Medeni Kanunu’nun Konutun seçimi, birliğin yönetimi ve giderlere katılma başlıklı 186. maddesine göre :
“Eşler oturacakları konutu birlikte seçerler.
Birliği eşler beraberce yönetirler.
Eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılırlar.”
İlgili kanun hükmünden de açıkça anlaşılabileceği üzere eşler oturacakları konutu seçerken, evlilik birliğini yönetirken ve birliğin giderleri söz konusu olduğunda güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile yönetime katılırlar. Maddenin üçüncü ve son fıkrasında eşlerin emek ve malvarlıkları ile giderlere katılacakları düzenlenmiştir. Ayrıca güçleri oranında katılım sağlayacakları vurgulanmıştır. Bu durumda, ekonomik gelir elde etmeyen eşe yönelik böyle bir maddi katılım sağlamasının beklenmediği sonucuna varılacaktır. Ancak bunun aksine maddi gelir elde etmesine rağmen, kazandığı parayı yalnızca kişisel ihtiyaçlarına, kendi lükslerine harcayan eş için durum böyle değildir. Yani çalışıp para kazanan eşler, kendi zorunlu ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra kaçınılmaz olarak maddi güçleri oranında aile birliğine maddi destek saplamak zorunda olacaklardır. Çalışmayan ama evin idaresinde emeği ile aile birliğine katkıda bulunan yani yemek, ütü, çocuklara öz bakım sağlanması gibi konularda birebir sorumluluğu üstlenmiş eş açısından ise maddi geliri olmadığı için, böyle bir şey beklenemeyecektir.
Kazandığı Parayı Kendisine Harcayan Eşin Kusurlu Olması Ne Anlama Gelir?
Boşanma davalarında eşlerin kusurlu olup olmamasına veya kusur derecelerine göre farklı sonuçlar söz konusu olacaktır. Davayı açan eşin diğer eşe göre daha kusurlu olması halinde davalı eşin itiraz hakkı doğacaktır. Benzer şekilde maddi manevi tazminat talepleri, nafaka gibi maddi sonuçları olan kararlar kusur değerlendirimesi sonucunda verilecektir.
Türk Medeni Kanunu’nun Evlilik birliğinin temelinden sarsılması başlıklı 166. maddesinin I. ve II. fıkraları uyarınca:
“Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.
Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.”
İlgili kanun maddesinin lafzından açıkça anlaşılabileceği üzere, eşlerden her biri ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmış ise boşanma davası açabileceklerdir. Ancak davayı açan eşin kusuru daha ağır ise diğer eş açılan davaya itiraz edebilme hakkına sahip olacaktır.
Bu kanun maddesi, TMK m.186 ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin emsal niteliğindeki kararı birlikte değerlendirildiğinde ise aile birliğinin giderlerine eşlerin güçleri doğrultusunda emek ve malvarlıkları ile katılmaları zorunludur. Kendi ekonomik gelirini yalnızca şahsi ihtiyaçları, kişisel keyifleri için harcayan eş ise bu durumda tabir-i caiz ise aile birliğini ikinci plana atmış ve yalnızca şahsi varlığı için parasını harcayan kişi konumunda görünecektir. Bu duruma ilişkin kusur değerlendirilmesi yapıldığında ise, kaçınılmaz olarak bu eşin kusurlu olduğu sonucu ortaya çıkacaktır.
Eve Para Vermeyen Erkekte Kusurlu Mudur?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ilgili kararında kadın eşin kazandığı parayı yalnızca kendisine harcamasını kusurlu olarak vurgulanmıştır. Ancak Türk Medeni Kanunu’nun evliliğin genel hükümlerine ilişkin düzenlemelere yer verdiği TMK m.185 ve devamında evlilik birliği içindeki taraflar eşler olarak anılmış, kadın eş veya erkek eş açısından bir ayrım yapılmamıştır. Zaten bu durum yukarıda detaylı şekilde değerlendirildiği üzere TMK m.186/III ‘ de “Eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılırlar.” şeklinde düzenlenmiştir. Kadın eş ile erkek eş arasında hiçbir şaibeye yer bırakmayacak şekilde yapılan ilgili düzenlemeler uyarınca eve para vermeyen kadın gibi, eve para vermeyen erkek eşte kusurlu kabul edilecektir.